two lines - III

2025-08-01

I was an investment.
I am a dam.
The concrete can’t hold anymore.

I couldn’t move this mountain.
You can’t move it now.

I will leave this wound open —
until no more of your blood.

Your anger and my fear,
your blaming and my guilt,
your absence and my longing —
which one of us can cut deeper?

It is not your fault.
Neither is mine.
I can’t avoid suffering.
But I can choose.

Your hand knows how to hold,
but it doesn’t know how to reach.

You are divided in two:
head and body,
left and right,
south and north —
so on and so on.
One is blind to the other.
How can you ever see me?

You may have the eye;
I don’t have the heart anymore.
You may have the light;
I don’t have the house anymore.

He became a hanger.
Neck held,
shoulders carried.
Rib cage — a t-shirt in wind.

Boynu kürek olmuştu.
Toprağı atıyordu.
Boynu kaşık olmuştu.
Eskiyi karıştırıyordu.

Sağı soluna düşman değildi artık.
Altı ve üstü birbirini bulamıyordu.

Kalçasına tekmeler attı.
Sırtını yumrukladı.
Boynunu kırdı.


2025-08-02

enkazdi


2025-08-03

You hold a knife.
It cuts you the most.

Kansızlarla kan bağı olmaz.

This land is not your playground.
I will shoot you — without a blink.

Save your confusion for yourself.
Go. Eat your own food.

You do not leave me alone.
I remove myself from you.

If you are blind,
walk into my fire.

Come. I will take us both.


2025-08-04

This voice is not yours,
Why do you carry it?


2025-08-05

I am angry.
I am not angry at you.
I am just angry —
for all the things I could have,
for all the things I could have not.

Don’t cry.
Don’t be sad.
Don’t be afraid.
Don’t worry.
Don’t be angry.
Do breathe a little, though —
you are not a corpse.
I torture living beings.

You are taken from yourself.
They were also taken from themselves.

This is so sad.
Not you said a bad word sad,
or you didn’t say hi sad,
or you rejected me sad.
This is something else.

This is not you are blind,
you are ignorant anger.
This is something else.
This is loss for us all.
This is real helplessness.

We can’t reach each other.
We are in the same time,
in the same location,
in the same breath —
and we can’t touch.
We are in different places.

I can’t hold you yet.
I still need holding.

I am a base case.
We are a recursive function.

How challenging it is
to touch another soul.

Be angry!
Go crazy!
Don’t tell me everything is okay.
Be angry at the anger living in you!
Go mad!
Be a rebel to yourself!
Overthrone yourself!
Get rid of yourself!
Undig from the bottom of your grave!

If you ever decide to walk —
this is your compass:
I am blind.


2025-08-08

Caresizdi sağ yanı.
Eli vermek istiyordu, yoktu.
Eli almak istiyordu, yer yoktu.
Ayağı gelmek istiyordu, yön yoktu.
Ayağı gitmek istiyordu, yer yoktu.


2025-08-10

I have the moon on one side,
the sun on the other.
They shine in turn.


2025-08-12

Kalbini sökeceğim,
Beni değil,
Kendini sev diye.


2025-08-15

Sizi dövmek istiyordum,
kendim için.
Kendimi sevdim,
kendim için.
Sizi dövmek istiyorum,
sizin için.
Sizi sevdim,
sizin için.

Sırtımı tutuyorum.
Kaburgalarımı sarmışım —
nefes almamak için,
alacağım derin nefeste boğulmamak için.

Ölüyorum doğarken,
kapıyı açarak kapatıyorum,
gülerken ağlıyorum,
giderken geliyorum.

Bir nefesti.
Birimiz yaşayacaktı.
Avuç tuttuğundan büyük değil artık.


2025-08-18

Bir erkekti.
Hamura vurdu yumruğunu.
Şekil verdi.
Dönüştürdü.

Bir kadındı.
Yoğurdu kendini.

Bir insandı.
Doğurdu kendini.


2025-08-19

Bir nefesti ömrü.
Aldı, verdi.

Derin nefes alamıyordu.
Ömrü vücuduna sığmıyordu.
Şimdi fazla geliyor.
Alamadığından değil,
İhtiyacı olmadığından.

Söylemedik her şeyi?
Aynı şeyi bin kere tekrar etmedik mi?

Özgürlük mü rahat?
Rahat mı özgürlük?


2025-08-23

Ağlamak istiyorum,
gözyaşım yok.

Bir bebeğin kâğıttan evi yıkılıyor.
Yaşadığı dramayı düşün.

Cahilce yaşamak.
Bilmeden.
Yaşamak için bir şey bilmeye gerek yok.
Nefes bilerek alınan bir şey değil.
Adım düşünülerek atılan,
yemek düşünülerek yenilen bir şey değil ki.
Bir otobüsün içindesin.
Koltuğun başka bir otobüs.
Bindiğin otobüs de başka bir otobüsün içinde.
Herkes gidiyor,
her şey gidiyor.

Gel evcilik oyna bizimle,
gel ailecilik oyna bizimle.
Gel halayımıza katıl.

Herkes dünyayı ne olduğuyla görüyor.
Gözü sadece ne olduğunu görüyor.
Gören göz değil,
gösteren göz oluyor.

Bir elma dünyayı elma olarak görüyor,
armut armut olarak.

Ne kadar çok hikâye yazmışım.
Ne kadar çok olay kaydetmişim.
Yorumlamışım.
Sırtımda kütüphanem olarak taşıyorum.
Dünyaya boş gözlerle bakmıyorum.

Anlam bulmak zor.
Anlam yaratmak daha zor.
Anlamsızlık peki?

Ne bekliyorsun,
herkesin gözünün açılmasını mı?


2025-08-25

Korunamama gücsüzlüğünden,
korunma gücüne,
korunma gücünden,
korunmaya gerek duymayan bir güce dönüşüm.


2025-08-29

Beni öldürebilirsin,
sen yapamazsın.
Dokunamazsın bana.
Bir kere daha dokunamazsın bana.

Seni paramparça ederim.
Seni nefes aldığına pişman ederim.
Kulakların duyduklarına pişman olurlar.
Duyma sesime.

Gel!
Gel, seni duvara kâğıt yapayım.

Bana dokunursan,
elini benden alamazsın.

ateşe dokunacak birine,
“yanabilirsin” demek bu.

Karnımda, kalçalarımda, sırtımda.
Bir sütun, bir kolon gibi.
Vurulduğunda savrulmaz,
vurduğunda savurur.

Mermisi bitmeyecek bir silah gibiyim.
Odunu bitmeyecek bir ateş gibi.
Demir bana eğilir,
bende eğilir.
Yok etmek isteyen yok olur.
Sarılmak isteyen sarılır.

Kontrol değil teslimiyet bu.
Bu budur.
Yok etmeye çalıştım, yok oldum.
Şimdi beni sarıyor.

İnsanlık başka bir şey.
İnsan olmak başka bir şey.