two lines - II

2025-07-01

Would you take the truth?
If it was me.

Don’t be torn between the two,
Stay in the middle.

Mind has its loops.
Does so the body.

Can giden vücut soğuktu.

I was the driver,
I am on the driver’s lap now.
Long way to the audience seat.

Fake your love,
To the level of my fakeness.

My love is distant.
Silent, a whisper.
You will feel it,
You won’t know it.

How many Selims I buried,
In a blink of an eye.

Back to Nothing

Earth is my home.
I go wherever I go.

I am a butterfly,
I have no harm,
I have no protection,
You want to kill me?
You want to harm me?
Go ahead.

You — you will protect me?
You cannot even harm me.

I don’t understand you,
Why did I learn your language?

Abi ağlama,
Her şeyi bıraktım,
Ama kaçmadım.
Buradayım.

Impulsive of unknown,
Safety of known.
I was neither,
And I was both.
Surrender of unknown.

He looked at the field,
It was beautiful.
He was not there.

I ate enough.

Beating Hand

I used to fish in this lake.
Where have the fish gone?

These are the fish now —
a few words long.

Put water in a container.
It won’t have a name.


2025-07-02

Kavga iki kişiyle olur.
Söyle bakalım — hanginiz suçlu?

Hayata döndürebilseydim keşke seni,
bir dokunuşumla,
bir okşamamla,
gözlerimizle —
paylaşabilseydik seninle dünyayı.

Bir andı bir ömür.
Gerisi fazlaydı.

Gözyaşlarımda yıkamak istiyorum seni.

Unut her şeyi,
Kalma geriye istiyorum.

Derdin dert değildi,
ama taşıyamıyordum.

Kimse sana,
dokunmadan,
bakmadan,
görmeden,
okşamadan mı
gideceksin bu dünyadan?

Bu sessizliği,
Bu sakinliği,
Bu huzuru,
benimle paylaşmadan mı gideceksin?

Söküp çıkarmak,
Çingenek istiyorum kalbini.
Bebeğin maması gibi.
tekrar yerine koymak için.

Sen hiçbir şey yapmadın,
hiçbir şey de yapma istiyorum.

Şeytan değilsin.
Sen bir bebeksin.
Şimdi şu an doğdun.
Tertemizsin.
Mahsumsun.

Ben gelemiyorum.
Rüyana al beni.

Sevgisin

Cleaning Hands


2025-07-03

Why do you think about other planets?
It is something like that.

Şekeri poşetiyle yiyorsun.
Şekerin tadını bilmiyorsun.
Peki, şeker seni yedi mi hiç?

You experienced.
Did experience you?

Peace in Sweden

Circle

I cannot carry a truth that I don’t live.

The intention is verbalized.
Energy become a thought,
A thought become an action.

I want to break something,
Right in the middle —
A coconut, something enclosed,
Not like a glass or plate,
But something whole, to just throw it on the ground
And break it, crack it, open it —
Show me what you got?

You have gone from me.
I held you for too long.

İçeceğin bir suydu,
Yatacağın bir yerdi.
Neydi bu kadar büyüttüğün?

Ne yapıyorsun?
Ölüyorum.
Sen?

Yağdı üzerine.
Gözlerini kör etti.
Dilini lâl.

Her şeyi alacağım, dedi.
Hiçbir şey yapamadım.

Issizdi artık.
en yalın haliyle.
Kalmamıştı bir işi.
Bu dünyayla.

Korkmuyordu.
Sinirliydi.
Her şeyi yapmıştı.
Ama onu kim kurtarabilirdi?
Bir ölümlü idi.
Kendi ölümünü kendisi görecekti.
Başkası değil.

Yüzdüğün nehirde su kalmadı.
Ben ne yapayım.

Kağıttan mapusuna,
Ateş düşmüştü.

Kaldıramazdı elini.
Mosmordu.

Tabelası olmayan bir yöne dönmüştü.
Korkuyordu.

Kaçamıyordu ölümünden.
İki nefes arasına sıkışmıştı.

Hayatta kalmak için her şeyi yapmıştı.
Hayatla kalmak için her şeyi yapıyordu.


2025-07-04

Yaşamak kolaydı.
Yaşatmak zordu.

Kalbi ağrıyordu.
Gerçek anlamda.

Suçluydu.
Bedelsiz bir beden istiyordu.

Onların dünyasında yaşamak istemiyordu.
Peki, onun dünyası neredeydi?

Gözyaşları yetmiyordu artık.
Kalbi pas tutmuştu.

Elleri herkes olmuştu.
Bütün kavgaları bir daha izliyordu.

He was prescribed:
Fear of uncertainty.
3 times a day.

I carried a dead body.
I buried it in a resignation mail.

You deserve to die.
That’s your nature.

It is only silence,
Because it cannot become an alarm to the world:
Wake up!

Death

Hazır mısın,
Her an gitmeyi?
Ölümün kokusunu unutma.

Yan yana oturuyorlar.
Biri diğerine:
Şunu yap,
Şunu öyle değil böyle yap, diyor.
Bir ceset rüzgârı hisseder mi?
Bir rüzgâr cesedi?

Yakınları davalıydı ölenden.
1 + 1 = 2 idi sizin için.
Oysaki o, 2 farklı 1’di.

Sokma beni hayatına artık,
Evcilik oynamak istemiyorum.


2025-07-05

Hâlâ bilim diyor,
Sanki uçak inşa ediyor.
Yaşamak uçmak mı?

Evet,
İki bir ikiydi.
Sen hiç biriydin. \

Aradığını söyle.
Onlar o olur.

Sofraya toprak değil,
Sebze ve meyve gelir.

Throw it up on me.
All of it.
You will then see.
Yourself.

I won’t sit in your frames,
İ found a grave.

Go and tell them:
The truth.
So they will shit on you.

I am scared,
To touch you in the wrong way.
You are like a soap balloon,
Not weak, but precious,
I can’t break you.
I can’t.

Dokunamam Sana

“Zaman hızlı geçiyor.”
Takip etme.
Sen niye takip ediyorsun?

Bir ölüydu kardeş dediğin,
Bir sağırdı nasihat ettiğin,
Bir kördü görünmek istediğin,
Sensizdi seni seven.

Okyanusu boşaltıyordu. \

Balıkların arasına atladı.
Oltasızdı.
Köpek balıklarının arasına atladı.
Kansızdı.

Let me hear your fart.
Instead of your mouth.
At least it tells the truth.

Seni sevmesem,
Sevdiğine inanırdım.

Hayatımın toplamında,
Rüzgarı hissetmedim şu an ki kadar.

“Babam” diyorsun — içi boş.
Kurtarayım diyorsun, kimi?
Hâlâ bir baba mı istiyorsun?
Hâlâ anlaşılmak mı?
Evet, haklıydın denilmesini mi?

Humans are literally programmable devices.

I want to kill you.
I can’t.
You are my father.

Kimi öldüreyim?
Hanginizi?
Hepiniz birbirinizi öldürdüğünüz için
Öldürmediniz mi beni?

Rüyalarımı aldınız benden,
Kaybettiğiniz rüyalarınız için.

İki elim bir araya gelmiyor.
Birinde silah.
Diğerinde kafamı taşıyorum.

Aynıyız.
Bir o kadar da farklı.

You are hurt.
Go and sit.
There is nothing in this world,
Requiring your attention.


2025-07-06

Bir hayvandı,
Babası.

“leave me alone”.
Still begged for his mercy.
Can’t you leave alone yourself?

Bir taş değildi.
Yerinde dururdu.
Bir yağmur değildi.
Beslerdi.
Bir zehirdi.
Bir virus.
Ölmeyi hak ediyordu.

Kanser etmişti, kanser.

Ölmesinin ne anlamı vardı,
Yaşıyordu artık hepimizde.

Bir çiçek olsan artık ne olur,
Bütün dikenlerini taşıyorum.

Nefret edendi,
Nefret ettigin.

Bitmiyor sana bulduğum mazaretler,
Paklamiyor ikimizi de.

Seni savunabilecek gücü bulamıyorum artık.

Bir değildi, bindi yaptığın.

Tutacak bir elin.
Sarılacak bir boynun yoktu.
Sığınacak bir kalbin yoktu.

Ateştin,
ısıtmadın hiç.
Yaktın hep.

Sığmıyorsun vücuduma.
Tüküreceğim seni.

Yanımda değildin,
düşüncelerimde de değil,
kalbimde de değil.
Bedenimde yaşıyordun,
geldiğin gibi gideceksin.

Yalnızsın diyor.
Evet biliyorum.
Sen neredesin?
Var mısın?

Yanlış teraziyle,
yanlış şeyi,
yanlış yanlışladınız.

İçirdiğiniz süt helaldi, sözünüz, sevginiz değil.

ilk huzur

Don’t go there!
Don’t run their race!

Child is the easiest instrument,
Every parent knows how to play.

Body only remembers what hasn’t been lived.
Mind only remembers what has been lived.


2025-07-07

Wake up.
Watch a bit more of you burn away.

İki gerçek vardı:
ölüm ve yalnızlık.

Çelişkiliydi.
Yalnız olanın ölümü olur mu?
Yalnız olan ölümü bilir mi?

İkisi de unutulmustu.
Geride kalmıştı.

Biri diğerinin sonucu muydu?
Biri diğerinin sebebi miydi?

Ölüm topraktaki değildi.
Yalnızlik senin yanındaki.

Seninleyken de yalnızdım.
Toprağın üstünde de ölü.

Yanlış yere bakıyordum, yalnızdım.
Olduğumu sanıyordum, ölüyordum.

Bir ateş cemberinin içinde oturuyorum.
Yanan benim, benim dediklerim.

Peki Ölü?


2025-07-08

I feel an urge to write.
The most beautiful, simple, but complicated expression.
To capture experience in words.
Twisting the mind, bending logic,
breaking language, making the heart laugh.
I want to make the most obvious invisible,
and the invisible the most obvious.
I want to capture two in one,
which would look like neither. And both.

It is angry, but vanish it.
It is hate, but vanish it.
It is impatient, but vanish it.

Truth is like you.
Layered.
Feel the cold.

Walk and walk.
Will the earth end?

Do you feel the earth moving?

Go, my heart, go.
This is not home for you.
Go from here.
Yours is home of tears.
Yours is ocean of suffering.
Go, my heart, go.
Nobody is holding you.
Go from here.


2025-07-09

Siz neredeydiniz ben ölürken?

Sizi öldürüyorum kendimde.

Yaralı kuşsun, yaralarını saralım diyor.
Senin mi yaralarını, yoksa benim mi?

Empty the mind,
so body can live.

This body is no body.

Şimdi uyandım, ama hâlâ uyuyorum.
Dilim var, susuyorum.
Ayaklarım var, duruyorum.
Gözlerim var, bakmıyorum.
Evimden uzaklarda yaşamışım.
Ben hep evsizmişim.


2025-07-10

If it was a mountain,
It could be moved.
If it was a knife,
It could not cut itself.

Elimde küçük bir el feneri ile dolaşıyordum.
El fenerinin ışığında dolaşıyorum şimdi.

I couldn’t look at the sun,
I am looking from the sun.

I was a leaf in the wind,
I am the wind now.

I had places to walk.
I have places to rest now.

I am not blind.
I don’t have eyes anymore.

Bos oturanın aklına şeytan girer.
Oturdum, izliyorum şeytanı.

I don’t know.
He knows.

Bir elim saklamış.
Diğer elim aramış.
Elin içi boşmuş.

Bak bunu arıyoruz diye göstermiş bana.
Ben de aramaya başlamışım.
Bak bunu arıyoruz.
Tamam, elinde ya işte — demeyecek misin?


Ocean moves.
But its bed doesn’t.

You follow news from other continents.
How about news from your body?
That’s how far you are from the world.

Yapraklardan rüzgarı göremedik.
Çıkarsam gözlerini,
Görür müsün gerçeği?

Özlüyorum seni.
Kalan en değerli parçam gibi.
En saklı huzurumu,
En derin sakinliğimi,
Paylaşmak istiyorum seninle.

Avucunun içinde,
Koklamadan gidecek misin?

Kızacağım sana,
Döveceğim seni.
Ceviremezsin yüzünü,
Kendinden bu kadar.

Kendine bunu yapmana,
Nasıl izin vereyim?
Bırak okyanusun içine kendine,
Alsın bütün kirini.
Eritsin bütün dertlerini.
Serbest bırak kendini.

what is not hell is heaven.
what is not shadow is sunny.
there are not two but one.

Kafasıyla ensesini ezdi.
Boynu uzadı.
Kabuğundan çıkmıyordu.
Kabuğunu çıkarıyordu.

Cehennem bir tane değildi.
İki ayakliydi.


2025-07-11

Tasiyorsun

Katiliyle karşılaştı.
Sinirlenmedi.
Sadece üzüldü.
Kendisine,
Canı yanmıştı.

Canını yakabilirdi.
Ama yapmayacaktı.

Açıklama istemiyordu.
Beklentisi yoktu.

İki eliyle bıçağa sarildi.
Kanayana kadar sıktı.
Göğsünde tuttu.
Canı acıdı.
Ağladı.
Daha güçlüydü.
Acısını hissedebiliyordu.


2025-07-12

If life is water,
I am all the cups.
Holding it differently each time.

How happy we could be.
Why did we even start talking?

Ears, eyes, tongue, stomach, genitals, hands and legs. Each is a different door to hell. A different gate to misery. What do they see? Hear? Talk? Eat? Do and go?

A word is a stone.
Thrown in the lake.
Let the lake talk.

I love you.
Without you.
I love you.
Without I.

I can’t find its joy in the world.
It can’t contain it.

Not knowing is not ignorance.
Ignorance is not knowing you don’t know.
Knowing you don’t know is wisdom itself.
Ignorance is to say, “Excuse my ignorance, I don’t know much about that.”


2025-07-13

Don’t hurt me please.


2025-07-14

Kimsesizdi


2025-07-15

It wasn’t his bed.
It was his grave.
He turned and turned.

Belçikada yalnız değildi.
Yabancıydı.
Ailesiyle kimse değildi.
Kimsesizdi.
Ailesi onu bağlamıyordu,
Boğuyordu.
O, kendini yalnız bırakmıştı.
Onlar, onu kimsesiz.
Yabancılar, yabancı kalmıştı.
Ailesi düşman.
Ailesinden ihtiyacı olanı alamayacakti.
Yalnizligi, kimsesizligine yardımcı olacaktı.

Burada,
Tek başına bir yabancıydı.
Orada,
Yalnız bir kimsesizdi.

Dilini bilmediği yerde derdi yoktu.
Dilini bildiği yerde derdini anlatamıyordu.

İki ana dilini de biliyordu.
Yine de anlatamadı kendini.

A single word hold his funeral.
His whole being reduced to a single word.
A single word cracked his chest wide open.

The pain left,
When I heard its truth.

Truth was not in front of his eyes.
It was in the middle of chest.

Yalnızlığın problem olmadığını biliyordu.
Kimsesizlikmis.
Kimsesizdi.
Boşluk gibi üzerine yağıyordu.

Yalnızdı.
Evsizdi.
Şimdi de kimsesiz.

A word took him,
From one grave to another.


2025-07-16

Sadece bir kere

Elmayı yemek için çıktı cennetinden.
Bir bedendi bir tarafı.
Bin bedendi bin tarafı.

Çektirdiğin acılar, çektiğin acılardı.
Acılarını, acılarımdan biliyorum.

“Bir insan bunu nasıl yapar?”
Yapan insan değil.
Soran da.
Yağmur bulut mu?

Güneş,
Ona karşı durursan yakar.
Ona doğru bakarsan besler.

Will you go,
Without seeing yourself?
I won’t let that.
Sit!


2025-07-17

Üzülme,
seni yalnız bıraktığım için.
Adın kalbimin ilk kelimesi idi.
Elin, elimin ilk sıcaklığı.
Üzülme,
Seni yalnız bıraktığım için,
Üzülme,
Kalbimde yalnız seni bıraktığım için.

Sevgine engel olacak ben!
Gözüm üzerinde.

Bencildim.
Öfkenin, suçun hepsi benimdi.

Sevgim berrak su gibi.
Camdan bir nehir yatağı gibi.
Durduramazsın.
Durduramayacaksin.
Saracak.
Boğacak seni.
Bitirecek.
Eritecek seni.
Sevgim olacaksın.
Sevgilim olacaksın.
Bensiz olacaksın.
Sensiz kalacaksın.
Öleceksin.
Ve ilk nefesini sevgimle alacaksın.

Öfkenin sevgi halini düşündün mü?
Aynaya baktığında aynayı gördün mü?

Tarlasıydı insanların.
İnsanların tarlasıydı.
Ekim hasattı.
Doğum ölümdü.
Tarla mezardı.
Mezar tarla.

İki gözüm bir görüyor.
İkisi birlikte burnumu görmüyor.
Biri görüyor, diğeri saklıyor.
İkisi aynı şeyi ayrı görüyor.
Burnum ikisini de görüyor.

Sen onu üzmüyorsun.
Üzüntüsünü hissetme şansı veriyorsun.

Good morning, life!
Good morning, love!
I will give you my best today.
I know.
I will give you my best today too.
I know.
Because we are lovers.
We are.

Bir kere baktı.
Bin kere yandı.
Bir kere söyledi.
Bin kere yandı.
Bir kere yaptı.
Bin kere yandı.
Yanmakta değil,
yapmaktaydı anlamsızlık.

you look for peace,
all you got is conflicts.
you look for conflicts,
all you got is peace.

I was angry,
For no apparent reason.
I am happy.
For no apparent reason.

I can’t hug,
You are a floor.
I can’t hug.
You are wall.
You hold.
But you can’t hug.


2025-07-18

an interesting state

Hayat soğuktu,
Çocuk yaptılar içinde yasamak için.

özlüyorum


2025-07-19

Bir fısıltı olmuştu fırtına.

Kimse kimsenin efendisi değil,
Kimi kendinin.
Kimi kiminin efendisi.
Kimi kimisinindi.
Kimisi kimsesiz.
Kimseler kimisiz.


2025-07-20

Hangi ağaç sökebilirdi kökünü?

Araba değil, yoldum.
Gittiğin,
Gitmek istediğin,
Gitmediğin,
Gitmek istemediğin,
Gidemediğin,
Gideceğin yoldum.

Sağ değildi,
Sol da değildi.
İkinin birliği de değildi.
İkisinin ayrılığı da değildi.

His truth varied,
Like his body parts.

He was an engine,
And its own fuel.

Çok özlüyorum seni,
Ne olduğunu bilmiyorum.

Nerede olduğunu biliyorum,
Nerede olduğunu bilmiyorum.


2025-07-21

Kimse kimsenin efendisi değil,
Kimisi kendinin efendisi degil.
Kimisi kiminin efendisi.
Kimisinin efend’i kimi.
Kimisi kimsenin.
Kimisi kimsesiz.
Kimseler kimisiz.

Yalnızın kapısı yoktu.
Kimsesizin çalanı.

Sana konuşuyorum.
Diğerinin diğerine.
Bana konuşuyorum.

Boynunu alçıya aldı.
Kıracaktı.

Wind or I?
Which one of us exists?
Do we exist each other?

Some complain about people.
Some complain about things.
Some are same.
Some are coward.
Some are arrogant.
Some are same.
Some are masters.
Some are puppets.
Some are same.


2025-07-22

A kid grows saying:
What is this?
An adult dies saying:
Why is this?

Çıkarıyorum bütün elbiseleri,
Hala çıplak değilim.

Süt ile beraber kederi de emmişti.
İkisi de helaldi.

Bu yatak odasında doğdu.
Tek başına.

Aramıyordu.
Gösteriliyordu.
Aydınlatmıyordu.
Aydınlanıyordu.
Işığı taşımıyordu.
Işık görünüyordu.

Annemi özledim.
Seni değil.
Babamı özledim.
Seni değil.

Dinlemek için mi arıyorsun anlatmak için mi?

Üzüyorsun bizi böyle,
Demek için arıyorlar.
Allah’ım onlara üzmeyen bir ben ver.

Temizliyordu.
Bir cesedi mi bir evi mi, bilmiyordu.


2025-07-23

Sağ ve sol,
Kafada,
Ensede,
Omuzda,
Göğüste,
Sırtta,
Belde,
Kalçada,
Elde,
Ayakta.
Hep ayrıydı.
Omurga dik tutmuyor.
Ayrılıkları birleştiriyordu.

Heart is left.
You are right.
One is alone.
One is lonely.

I am like soap.
And its bubbles.
I died thousands death.

Will you go for candy?
Did you try death?
Which one do you want?
Truth or drug?

You are like a bee.
Gathering pieces of your pain.
Who is your queen?

But for God’s sake,
let’s die instead of living.
I don’t want to live.
I want to die.
Every moment.
Again and again.


2025-07-24

The shoulders,
they were bicycle handles,
airplane wings now.

Gittiğinde yalnız.
Geldiğinde kimsesizdi.

Yalnız ve kimsesiz,
omurgasına oturdular.
Bir o çekti,
bir o çekti,
bir o çekti,
bir o çekti.
Onları ayıran birleştiriyordu,
tuzlu ve tatlı su gibi.
Ayaklar ayırmıştı,
başta birleşeceklerdi.
Ayrıyken ikisi vardı,
birleştiklerinde hiç biri.

Body is its own private massage therapist.

Yaşayanlar sırat köprüsü,
bilenler omurga diyor.

“Can I have only the tea?” “Yes, sure.”

If I want your ack,
I need to ack you first.
If I ack myself,
where are you?

Yalnız ve kimsesiz,
evsiz ve çocuksuz.


2025-07-26

There is nothing to say.
I am cleaning the house.
I will touch every corner.

You couldn’t reach.
The door was locked.
That was on me.
You can’t reach.
Your hands are locked.
This is on you.

Sağır oldu lal.
Lal oldu sağır.

Let me wear you.
I have pockets,
For your pain, sorrow, grief.
I am not only arms —
I can hold all of you.

Ben senin için senden vazgeçtim.
Sen de benim için benden vazgeçeceksin.

Bana karşı olan sorumluluklarindan seni azat ettim.

“Ben"den vazgeçeceksin. Ben her zaman hamdir.

Yalnızlık ve kimsesizlik,
Özgürlüğün iki bekçisi idi.

Gidiyordu,
Omurgası onu durdurdu.

Bazen sesimle,
bazen sessizliğimle karşılaşırım.
Ama hep kalbimle.

Sana söylediklerimi,
Kendime de söylüyorum.
Özgürsün.
İstediğini yapabilirsin.
Seni seviyorum.

Ben sahiplenecek eşya değilim,
sahiplenecek eşya da aramıyorum.

Sizi, sizli de sizsiz de sevebilirim.

Ben sana diyorum:
gel, ikimiz de özgür olalım.
Sen diyorsun:
gel, ikimiz de yok olalım.

Ben seni kendim için değil,
senin için,
sen olduğun,
sadece sen olduğun için seviyorum.
Özgürsün.
İstediğini yapabilirsin —
bu sevgiyi değiştiremezsin.

Neden diye sorularım yok artık.
Neden diye sorulara cevaplarım da.
Öyle işte.
Oldu.
Öldü.

Burada pencere yok.
Bu dünyaya pencereden bakmak değil,
dunyaya aynadan bakmak.

Ayna olanı,
pencere yalanı gösterir.

Aynanın üstünde çok fazla toz var,
pencere araya giriyor.

Ben duvarsiz, kapısız bir dünya değilim.
İstediğin gibi gelebilirsin,
Ben evde olurum, olmam —
orasını Allah bilir.

Kendin çırpıyorsun,
tek başına boğulacaksın.

Herkes için farklı olan huzur değil.
Huzur herkes için aynıdır.

Senin dediğin tatmin olmak.
Anlık olursun,
ihtiyacını görürsün, geçer.
Huzurda ihtiyaç yoktur.
Olan ihtiyaç da kendi kendini görür.

Bencil ol.
Vazgeç diğerlerinin olanlardan.

Oynadığın oyunları ben de oynadım,
artık bir anlamı yok,
çocuklar büyüyünce oyuncaklarla oynamazlar.

Seni fırtınadaki bir ağaç gibi savurmak istiyorum,
içindeki bütün pislikler dökülsün,
kendine gel diye.


2025-07-27

Çıkar üzerindeki elbiseleri.
Sana giydirilenleri.
Sana yakışıyor dediklerini.
Çıkar at üzerinden.
İnsan değil, ahmaksın.

Ölüm seni değil,
Vücudunu kurtaracak.
Ölüm senin değil,
Vücudunun çaresi.
Vücudun ölümle kurtulacak senden.

Doğrayacağım seni,
lime lime.
Bıçağım seni kesmeyene kadar.
Kesecek bir sen kalmayana kadar.

Yalnızdı,
ne bilsin o hayatı.

Mezarımın içine oturdum.
Derindi.
Kaç kişi gömmüşlerdi üzerime.
Uzun zaman önce ölmüştüm.
Bir ölünün nefeslerini alıyordum.

Eşşek,
sen yanıyorsun.
Bu taşıdığın su kime?

Gördüğünün değil,
Kör olduğunun farkına var.

Huzur;
Diğer renklerin arkasında beyazın olduğunu bilmektir.
Diğer renklerin arasında beyazı görmek değil.

Bırakmak için sevdim seni.
Benden özgür ol diye.

Sevgimin dişleri var.
Dikenleri değil.
Kendine ve bana zarar vermene izin vermeyeceğim.

Canın acımasın diye seni bir duvardan diğerine vurabilirim.

Gözlerimin içine bakarak öleceksin.
Kör olarak değil.

Bana değil,
Bunu kendine yaptığın için kızıyorum artık.

Yemin ederim,
Gözümü kırpmadan seni tokatlayabilirim.

Sen daha ateşi görmedin bile.

Sana emanet edilen cana sahip çıkmıyorsun.
Döverim seni.

Olduğum yerde değilsin.
Oldugun yerde değilim artık.

Ölülerin hepsi mezarda yaşamıyor,
bazıları kitaplıkta yaşıyor.

Çeşmeyi kapatmayacagim.
İster tekme at,
İster kendini yıka.
Suya zarar veremezsin.

“Üç günlük dünya” falan filan edebiyatı.
Yaşadım ben üç gün, bitti o.

Yazışarak odun yakışıyoruz.
Konuşursak benzin dökeriz.

Bir elimde silah var, diğer elimde bıçak var.
Kendimi korumaya çalışırken sana kucak açamıyorum.

Ok, yaydan alışmışsa çıkmaya —
o ok yayda durmaz.


2025-07-28

In places,
There is one partner, many children.
In places,
There is one child, many partners.
In places,
There are no human.

I will renew,
Your pain too.
I was only one breath,
You took and are giving.
You were only one breath,
I took and am giving.

Seni yakan onlar değil,
Senin onları kurtarma arzun.
Terapistleri değilsin.
Şeyhleri değilsin.
Kahramanları değilsin.
Aynı kumsaldaki tozsun.
Aynı boktaki koku.

Adlarınızı değil,
aile adlarını kirlettiniz.
Ben de sildim.

Bir bok yaşamadın.
Boğazında duruyor.
Bir bok bilmiyorsun.
Saçının ucu ıslanmamış.
Ayak tırnakların kirlenmemiş.

Sohbetimizin soruları oldum.
İhtiyaçlarınızın kulağı oldum.
Acınızın kalbi oldum.
Artık sorusuzum.
Sağırım artık.
Kalpsizim.
Sencil değil, bencilim artık.

Çöpün evime girecek.
Çaresiz değilim.
Girdiğin her bacada bir parçanı bırakacaksın.

Oyunu kazanmak için değil,
Oyundan çıkmak için oynuyorum.

Benden alacaklarınızın hepsini vereceğim.
Sizden bende hiçbir şey kalmayacak.

Tutacağınız her şey elinizde kalacak.
Gerisi bana.

Sevdiklerimi değil,
sizi terk ettim.
Hâlâ tek başıma yemek yiyorum.

Yükü ağırdı.
İki çocuk yetmedi.

Please understand me.
My life depends on it.

Senin sistemin ayrılığa izin vermiyor.
Benimki birleşmeye.

Kimsesiz olduğunu görmüştü.
Kimsesiz değildi artık.
Çaresiz olduğunu görmüştü.
Çaresiz değildi artık.

I can’t help you.
You are helpless —
exactly because of that.
You help a helpless.

Sana yardım edemem,
Çünkü sen yardım alamayana yardım arıyorsun.


2025-07-29

Anne değil,
annen oldun.

Uzaklığım öfkemdi.
Varlığım sevgim.

Karanlık bir hiçlikteydi.
Canavar bağırıyordu.
O korkuyordu.
Canavar zincirliydi.
O zincirsiz.

Yalnızlık sessizdi.
Kimsesizlik karanlık.
Çaresizlik yokluktu.

Midem almıyor seni.
Yersem, üzerine kusarım.

Sencil, sadece seni görür.
Bencil, sadece kendini görür.
Sencil: “Sen beni aramıyorsun.”
Bencil: “Ben de onu aramıyorum.”
Bencil ol.
Benden başkasını görme.

Sencil, “bencilsin” der.
Bencil, “sensin” der.

Seni dayı yaptım.
Onları amca, teyze…
Evcilik oynuyor sanki.

Sol tarafı,
sağ tarafına nefes almayı öğretiyordu.


2025-07-30

I sense what is misplaced.
Because I sense their place.

By your body,
You can touch my body.
By your heart,
You can touch my heart.
By your logic,
You can touch my logic.
By your absence,
You cannot touch my presence.


2025-07-31

Truth is not a saying.
Truth is not a feeling.
Truth is a moment.