Teşekkürler Beria

Merhaba Beria,

Bir başka inziva aktivitesinden döndüm. Eve döndüğümde seni buldum yine. Bana geldin, bunları getirdin bana; ben de seninle paylaşıyorum. Umarım beni hissettirdiğinin bir kısmını sana taşıyabilirim.

Beria, suyun suyuma katıldı.
Ektiğin tohum su aldı.

Ben seni sevmiyorum.
Sen beni seviyorsun.
Sarılı kaldım sende.
Kalbimi sen taşıyorsun ellerinde.

Ben sadece ayaklarına sarılabiliyorum,
başımı ayak parmaklarında dinlendirebiliyorum ancak.

Ben sana senin kollarınla sarılıyorum,
Ben seni senin kalbinle seviyorum.
Sol tarafımda sadece sen varsın,
Sağımda biten bir ben.

Sağ kürek kemiğime nohut tanesi büyüklüğünde bir ağrı geldi. Bana konuşmasını bitirene kadar misafirim oldu. Konuşması bitince gitti, beni saran bir şefkat balonunun içinde bıraktı.

Vücut ağrıdı, zihin dillendirdi. Kalp izliyordu.

Seninle beni izliyorduk, sadece seninle kaldık geriye.

Bana bir film söylemiştin. Kitap okumakla olmaz bu işler, “ilişkilerde tecrübe etmelisin” demiştim. Kabul etsem de ikna olmamıştım, pratiğe dökemiyordum. İlk inziva kampında videodaki adam tekrarlıyordu: “Entelektüel, felsefik bir bilgiyle olmaz; o bilgiyi kendiniz tecrübe edeceksiniz,” diyordu. Adamla hâlâ kafamda tartışmam devam ederken yıllar önce öldüğünü öğrendim. Ölü bir adamla tartışıyordum.

Senin yoluna beni çıkaran, bana uygun düşen bir yönteme denk gelmiş oldum. Beni senin yolunda yürüttü. Sen, ben yola çıkmadan önceki hancı gibiydin. Ya da beni okula gönderen bir anne. Yolda ihtiyacım olacak çoğu şeyi çantama yerleştirmiştin. Yola çıktığımda sana veda etmek zorunda kalmıştım. Beni bıraktığın için, gülümsemenle uğurladığın için teşekkür ederim.

Bunları söylüyorum çünkü yolda karşılaştığım kişiler var. Yolu yürüyorlar, ancak yanlarında senin erzak, ilk yardım ve şefkatin yok. Yollarının dolambaçlı, yokuşlu, daha yorucu olabildiğini gözlemliyorum. Bir parçanın benimle yola çıkmasına izin verdiğin, paylaştığın için teşekkür ederim.

Seni seviyorum diyemem, utanırım.
Seni ancak senin sevginle sevebilirim.
Beceriksizliğimden değil, haddimden.

Seni affediyorum diyemem.
Utanırım.
Korkarım.
Haddimi bilmemekten.
Seni ancak hoşgörebilirim.